Niye Biz Yapmayalım? (05.07.2007)
Yaptığımız röportajlarda ve ya arkadaş muhabbetleri sırasında yurt dışı ile ülkemiz karşılaştırması söz konusu olduğunda aklıma gelen en önemli farkı sizlerle paylaşmak istedim. Çoğumuz söyleyeceklerimin farkında olabiliriz ama kaçımız bu konuda bir çaba göstermekte veya hayatın güzelleştirilmesinin bize bağlı olduğuna inanmakta?
Yurt dışında geçirdiğim süre içerisinde öğrenmiş olduğum en önemli kavram, kendim kadar veya zaman zaman kendimden fazla başkalarını düşünmek kavramıdır. Hayatını bu düşünce doğrultusunda devam ettiren bir insan topluluğunda yaşadığımızı düşünmek bizim halkımız (özellikle şehir halkımız) için maalesef gerçekten çok uzak. Tabii ki yurt dışında da bu düşüncenin dışında olan bir çok insan bulunmakta ama bir genelleme yapıldığında bir şekilde kanunlar ve eğitim, öğretim sayesinde çoğunluk bu davranış biçimini artık hayatlarının bir parçası haline getirmiş ve bu sayede ileri medeniyetler haline gelmişlerdir.
Sokakta birbirimize selam veremeyip, birbirimizle konuşamadığımız şu zamanda basit bir gülümsemenin, yer vermenin, yol vermenin, sıraya girip bekleyebilmenin, bir yabancıya iyi akşamlar diyebilmenin, elimizden geldiğince birbirimize yardım edebilmenin, birbirimize saygı göstermek gibi basit şeylerin çoğunluk tarafından yapıldığını ülkemizde de görmek ne güzel olurdu. Şehir hayatının karmaşasını ve stresini bir ölçü hafifletmek ne güzel olurdu.
Bir alışveriş yapıldığında kasada somurtan bir yüz yerine “Gününüz nasıl?” diyerek gülümseyen bir insanın o günkü modunuzu nasıl değiştirebileceğini biliyor musunuz? O günkü yaptığınız işlere nasıl yansıyacağını tahmin edebiliyor musunuz? Bu kadar basit bir şeyin herkes tarafından yaşandığında o milletin veriminin nasıl artabileceğini düşünebiliyor musunuz? Bence “Niye geri kalmış bir ülkeyiz?” sorusuna verilebilecek cevaplardan en önemlisi bu. Bunun gerçekleştirilmesi kesinlikle maddiyatla ilgili değildir. Kimse kimseye selam vermek için bir ücret almaz. Bu sadece insanların yani bizlerin dünyadaki en kutsal varlık olduğumuzun ve hayatı güzelleştirip çirkinleştirmenin bizim elimizde olduğunun farkındalığı ile ilgilidir. Farkına varılması gereken çok önemli bir diğer unsur ise şehir yaşamı ve şehirde birlikte yaşamanın kuralları olduğu, ve ancak bu kurallara çoğunluğun uymasıyla ahenk içinde yaşayabileceğimizdir. Ne kadar daha kalabalıksak birbirimizin ayaklarına basmamak için o kadar daha fazla çaba gerekir. Aksi takdirde birbirimizin hayatlarını kısaltıcı, köreltici şekilde yaşamaya devam etmekten kurtulamayız. Her ne kadar müzik benim hayatım ve mutluluğum olsa da, hayatımın güzel olması müzikten önce insanlara bağlıdır diye düşünüyorum ve umudumu kesmiyorum. Bu yazıyı yazıp bir kişi kazanabildiysem ne mutlu bana...
Yakup Trana